Google'da bizi öne çıkarın
Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
Emekliler Yük Değil, Bu Ülkenin Tapusudur
Türkiye’de emekli olmak, yıllarca bu devlete hizmet etmenin ardından hak edilen huzurlu bir dinlenme dönemi olmaktan çıktı; adeta acı bir geçim savaşına dönüştü. Milyonlarca emekli, bugün ekonomik krizin ve derin adaletsizliklerin ortasında yalnız bırakılmış durumda.
Anayasa Mahkemesi (AYM) kapılarında, o soğuk taşların üstünde adalet ararken hayatını kaybeden o emekli memurun trajedisi, yaşanan bu vahim tablonun en acı kanıtıdır. İnsanları yıllarca bu ülkeye hizmet edip ardından bu şartlarda yaşamak zorunda bırakmak, vicdanları kanatan bir gerçektir.
Yıllarını bu ülkenin kalkınmasına, kamu düzenine adamış insanlar bugün neden kapı kapı hak aramak zorunda bırakılıyor?
Çalışırken devletin her kademesinde fedakârlıkla görev yapanlar, emeklilik dilekçesini verdiği an adeta yok sayılıyor. Seyyanen zamların emeklilere yansıtılmaması, bu adaletsizliğin en somut göstergesidir.
Çarşıdaki, pazardaki gerçek yangını görmezden gelen rakamlarla emekliye lütfedilen sefalet zammı, insanca yaşam hakkıyla bağdaşmamaktadır.
O gün mahkeme kapılarında hakkını ararken can veren emekli memur, sadece ekonomik bir iyileşme istemiyordu; yılların birikimiyle hak ettiği onurlu yaşam mücadelesini savunuyordu.
Vicdanlar Bu Tabloyu Kaldırmaz
Bir devlet, emeklisini mahkeme kapılarında çaresizliğe kurban ediyorsa orada sosyal devlet ilkesi ağır bir yara almış demektir. Emekli bir külfet değil; bu ülkenin dününü kuran, bugününü sırtlayan asıl sahipleridir.
O onurlu memurun hatırası önünde herkes şapkasını önüne koymalıdır. Emeklinin hakkını teslim etmeyen bu düzen değişmedikçe, adalet de huzur da yerini bulamayacaktır.
-
Yazı Boyutunu Ayarla Okuma rahatlığı için seçin
-
Küçük 100% Dev

